Mozart'a Yolculuk 4 Bir Rondo Alla Turca Macerası Bisikletle Almanya, Avusturya ve Slovakya
Mozart'a Yolculuk
Rondo Alla Turca Macerasi 1. Gün 25 Ağustos 2012
Passau'dan bisikletle Schlögen'e
Mozart'ın anısına yaptığımız bu bisiklet turunda günlük turumun yanında kısa kısa size Mozart'ı tanıtacağım. Mozart'ın izini süreceğiz. Bu bir anlamda kültür turu. Hem bisikletli bir yaşam hemde Mozart'a dair notlar bulacaksınız. Yazılarımda biraz Mozart'a yer verirken birden bisiklet turuma geçeceğim. Mozart'ın hikayesi devam eden yazılarımda kaldığı yerden devam edecek. Hazırsanız başlayalım...
Hayat, zamanı geldiğinde hiç bilmediğimiz bir iklimde, dilde, dinde can bulup ruhlanıyor. Belki bir sömürge ülkesinde farklı bir üst kimlikle, belki bir savaş enkazında, veya açlıkla kıvranan bir ülkede yada lüks bir hastenede. Mozart'ın hayatı 27 Ocak 1956 senesinde Avusturya´nın Salzburg şehrinde başlar. Ailenin 7 çocuğundan yaşamayı başarmış iki çocuktan birisi olup diğeride ablası Maria Anna Walburga Ignatia dır. Doğduğu günün ertesinde kiliseye götürülüp vaftiz edilen Mozart'a Chrysostomus Wolfgangus Theophilu's ismi veriliyor. Ama daha cok Wolfgang veya Wolferl ismiyle cağrılıyor.
Saat 16:00 da vurduk sevincimizi pedallara ve Tuna´nın saçlarını okşayarak ve dinleyerek ezgisini, el ele kol kola aktık Viyana`ya doğru. Başımıza kadar dağ başımıza kadar yeşildik. Hani dünya yıkılsa biz mutlu ölecek iki çelebiydik. Iki yanımızda dağlar ve balta girmemiş ormanlar, gök mavi ve tuna hırçın bir kız gibi kaçıp gidiyordu avuçlarımızdan. Ve biz bu hırçın kız Tuna´ya aşık iki ezeli rakiptik. İçimizdeki coşkuyla daha ilk günden ve ilk saatlerde kendimizi ne kadar cok yorduğumuzun farkına varamadık. Önce hafiften kramplar girdi baldırıma önemsemedim. Sonra ayak parmaklarıma yine önemsemedim. Çok geçmeden iki bacağıma birden şiddetli bir ağrı ile kramp girdi. Pedal çeviremez hale geldim, yolun ortasında dondum kaldım. Canımın ne kadar yandığını anlatamam size… Kendimi ayaklarımın üzerine bıraktım ve hala yolun ortasıydaydım ve kenara çekilmeliydim. Zoraki, canım yana yana bir kaç adım atarak yolun kenarına geldim. Bisikletimden kurtulup kendimi toprağın üzerine bıraktım. Baldırlarımın şişip şişip indiğini farkettim. Patlamaya hazır yanadağdılar. Ağrısı ise ayrı bir felaket. Ovalamaya başladım bir müddet sonra doğal haline döndü bacaklarım. Hafif ağrılar eşliğinde devam ettik yola. Gördüğümüz ilk bakkaldan magnezyum tabletleri alıp ictik. Kramp durumlarında iyi geliyormuş magnezyum. Önceden almamız gerekiyormuş biz geç kaldık sonradan aldık. Hergün düzenli bir şekilde bir tane içtik, kramp girmedi ama ağrılar devam etti. Siz siz olun bu tarz yolculuklara çıktığınızda kaslarınızı gevşetecek magnezyum tabletleri alın.
Mozart'ın babası Augsburg´lu Leopold Mozart annesi de Sankt Gilgen´li Anna Maria Pertl´dir. Babası kral ve yüksek mevkilere yani asillere müzik yapan bir piyanistir. Mozart babası sayesinde daha 4 yaşındayken ablası ile birlikte klavye ve viola çalmasını ve kompozisyon yazmasını öğrenir. Klavyeyi çok hızlı öğrenen Mozart ilk konserini de Münih de 1961 daha 5 yaşındayken veriyor. 35 yıllık ömrünün olduğunu önceden sezmiş olacak ki müziğe bu kadar erken başlayıp çok hızlı öğrenip kendisini ölümsüzleştirmek için zekasının sınırlarını zorlayarak ortaya şahane eserler bırakmış bu dahiye saygı duymamak cağın en büyük rezilliği olur bence. Mozart´ın babası bu iki doğa üstü yeteneklere sahip cocuklarını Passau´dan Viyana´ya götürerek Viyana'nın ileri gelenleriyle asilleriyle tanıştırarak Mozart´a Viyana kapılarının acılmasını sağlıyor… Ve yine ailesiyle birlikte 1763 yılında 3 yıl süren bir turneye çıkar ve turne esnasında italyan senfonisi ve operasıyla ve Johann Christian Bach ile tanışır. 1778 yılında Mozart Bach'a yazdığı mektupta ´´bildiğiniz gibi sizi tüm kalbimle seviyor ve cok büyük saygı duyuyorum der´´…
Biz Tuna ile yarışmaya devam ettik. Sclögen'e vardığımızda vapurla Tuna´nın karşı kıyısına geçmemiz gerekirken biz yolumuza devam ettik. Bir müddet gittikten sonra asfalt yol bitti toprak yol başladı biz yine devam ettik. Sonra yürüyüş yolu başladı yol daraldı inişli cıkışlı bir hale geldi. Yürümenin zor olduğu bir yürüyüş yolunda bisikletlerle gitmeye calıştık. Güzel fakat zor bir yürüyüş pankuruydu. Bisikletlerimizle gitmek imkansızlaştı. Ayağımız veya bisikletlerimiz yanlışlıkla bir kaysa kendimizi Tuna´nın icinde bulacağız. Kaçacak yer yok bir yanımız dağlar bir yanımız Tuna… Zaten yorgunduk birde bu yolda bisikletleri taşımak daha da zordu. Önümüzü göremedik dağlık ve ormanlık bir alanda kaybolduk. Ve yolumuz gittikce engebeleşiyor ve zorlaşıyordu. Akşam oluyordu hava kararmadan bu ormandan çıkabilirmiydik bilmiyorum. Geri dönme kararı aldık ve yine zorlanarak geldiğimiz noktaya döndük. Ve bisiletlerimize bindiğimizde yağmur basladı. Tam zamanında ve bulduğumuz ilk konuk evine kendimizi attık. Yağmur olanca bolluğuyla yağmaya başladı… Bu gece Tuna'nın kenarındaki bu yolcu evinde uyuyacağız...
Rondo Alla Turca Macerasi 1. Gün 25 Ağustos 2012
Passau'dan bisikletle Schlögen'e
Mozart'ın anısına yaptığımız bu bisiklet turunda günlük turumun yanında kısa kısa size Mozart'ı tanıtacağım. Mozart'ın izini süreceğiz. Bu bir anlamda kültür turu. Hem bisikletli bir yaşam hemde Mozart'a dair notlar bulacaksınız. Yazılarımda biraz Mozart'a yer verirken birden bisiklet turuma geçeceğim. Mozart'ın hikayesi devam eden yazılarımda kaldığı yerden devam edecek. Hazırsanız başlayalım...
Hayat, zamanı geldiğinde hiç bilmediğimiz bir iklimde, dilde, dinde can bulup ruhlanıyor. Belki bir sömürge ülkesinde farklı bir üst kimlikle, belki bir savaş enkazında, veya açlıkla kıvranan bir ülkede yada lüks bir hastenede. Mozart'ın hayatı 27 Ocak 1956 senesinde Avusturya´nın Salzburg şehrinde başlar. Ailenin 7 çocuğundan yaşamayı başarmış iki çocuktan birisi olup diğeride ablası Maria Anna Walburga Ignatia dır. Doğduğu günün ertesinde kiliseye götürülüp vaftiz edilen Mozart'a Chrysostomus Wolfgangus Theophilu's ismi veriliyor. Ama daha cok Wolfgang veya Wolferl ismiyle cağrılıyor.
Saat 16:00 da vurduk sevincimizi pedallara ve Tuna´nın saçlarını okşayarak ve dinleyerek ezgisini, el ele kol kola aktık Viyana`ya doğru. Başımıza kadar dağ başımıza kadar yeşildik. Hani dünya yıkılsa biz mutlu ölecek iki çelebiydik. Iki yanımızda dağlar ve balta girmemiş ormanlar, gök mavi ve tuna hırçın bir kız gibi kaçıp gidiyordu avuçlarımızdan. Ve biz bu hırçın kız Tuna´ya aşık iki ezeli rakiptik. İçimizdeki coşkuyla daha ilk günden ve ilk saatlerde kendimizi ne kadar cok yorduğumuzun farkına varamadık. Önce hafiften kramplar girdi baldırıma önemsemedim. Sonra ayak parmaklarıma yine önemsemedim. Çok geçmeden iki bacağıma birden şiddetli bir ağrı ile kramp girdi. Pedal çeviremez hale geldim, yolun ortasında dondum kaldım. Canımın ne kadar yandığını anlatamam size… Kendimi ayaklarımın üzerine bıraktım ve hala yolun ortasıydaydım ve kenara çekilmeliydim. Zoraki, canım yana yana bir kaç adım atarak yolun kenarına geldim. Bisikletimden kurtulup kendimi toprağın üzerine bıraktım. Baldırlarımın şişip şişip indiğini farkettim. Patlamaya hazır yanadağdılar. Ağrısı ise ayrı bir felaket. Ovalamaya başladım bir müddet sonra doğal haline döndü bacaklarım. Hafif ağrılar eşliğinde devam ettik yola. Gördüğümüz ilk bakkaldan magnezyum tabletleri alıp ictik. Kramp durumlarında iyi geliyormuş magnezyum. Önceden almamız gerekiyormuş biz geç kaldık sonradan aldık. Hergün düzenli bir şekilde bir tane içtik, kramp girmedi ama ağrılar devam etti. Siz siz olun bu tarz yolculuklara çıktığınızda kaslarınızı gevşetecek magnezyum tabletleri alın.
Mozart'ın babası Augsburg´lu Leopold Mozart annesi de Sankt Gilgen´li Anna Maria Pertl´dir. Babası kral ve yüksek mevkilere yani asillere müzik yapan bir piyanistir. Mozart babası sayesinde daha 4 yaşındayken ablası ile birlikte klavye ve viola çalmasını ve kompozisyon yazmasını öğrenir. Klavyeyi çok hızlı öğrenen Mozart ilk konserini de Münih de 1961 daha 5 yaşındayken veriyor. 35 yıllık ömrünün olduğunu önceden sezmiş olacak ki müziğe bu kadar erken başlayıp çok hızlı öğrenip kendisini ölümsüzleştirmek için zekasının sınırlarını zorlayarak ortaya şahane eserler bırakmış bu dahiye saygı duymamak cağın en büyük rezilliği olur bence. Mozart´ın babası bu iki doğa üstü yeteneklere sahip cocuklarını Passau´dan Viyana´ya götürerek Viyana'nın ileri gelenleriyle asilleriyle tanıştırarak Mozart´a Viyana kapılarının acılmasını sağlıyor… Ve yine ailesiyle birlikte 1763 yılında 3 yıl süren bir turneye çıkar ve turne esnasında italyan senfonisi ve operasıyla ve Johann Christian Bach ile tanışır. 1778 yılında Mozart Bach'a yazdığı mektupta ´´bildiğiniz gibi sizi tüm kalbimle seviyor ve cok büyük saygı duyuyorum der´´…
Biz Tuna ile yarışmaya devam ettik. Sclögen'e vardığımızda vapurla Tuna´nın karşı kıyısına geçmemiz gerekirken biz yolumuza devam ettik. Bir müddet gittikten sonra asfalt yol bitti toprak yol başladı biz yine devam ettik. Sonra yürüyüş yolu başladı yol daraldı inişli cıkışlı bir hale geldi. Yürümenin zor olduğu bir yürüyüş yolunda bisikletlerle gitmeye calıştık. Güzel fakat zor bir yürüyüş pankuruydu. Bisikletlerimizle gitmek imkansızlaştı. Ayağımız veya bisikletlerimiz yanlışlıkla bir kaysa kendimizi Tuna´nın icinde bulacağız. Kaçacak yer yok bir yanımız dağlar bir yanımız Tuna… Zaten yorgunduk birde bu yolda bisikletleri taşımak daha da zordu. Önümüzü göremedik dağlık ve ormanlık bir alanda kaybolduk. Ve yolumuz gittikce engebeleşiyor ve zorlaşıyordu. Akşam oluyordu hava kararmadan bu ormandan çıkabilirmiydik bilmiyorum. Geri dönme kararı aldık ve yine zorlanarak geldiğimiz noktaya döndük. Ve bisiletlerimize bindiğimizde yağmur basladı. Tam zamanında ve bulduğumuz ilk konuk evine kendimizi attık. Yağmur olanca bolluğuyla yağmaya başladı… Bu gece Tuna'nın kenarındaki bu yolcu evinde uyuyacağız...
Yorumlar
Yorum Gönder